delikanlim iyi bak yildizlara

can dündar' ın deniz gezmiş ve arkadaşlarının idamının 40. yılı anısına hazırlamış olduğu belgesel. denizlerin yol arkadaşlarının anılarını anlatırken dolan gözleri, düğümlenen boğazları, dilden dökülemeyen sözleri ve bir de geride kalmanın verdiği pişmanlık uğruna izlenmesi gereken belgeseldir. izledim ne mutlu bana, hayatta 2 damla göz yaşını feda edecek bir şeyim oldu.

dinlememiş okumamış olanlar için tuncel kurtiz'in sesinden
nazım'ın şiiri: http://www.youtube.com/watch?v=2wp7s8wqo6e

tanga giyen hatun

davul gibi göte sahip değilse candır, canandır. zira arada bir şu fani gözler göz ucuyla da olsa değişik şeyler de görmek ister. lakin davul gibi bir götteyse o tanga mazallah, milletti cinsel yaşamdan soğutur; o kadar ki o görüntü göz önüne geldikçe aile planlamasının önemini hatırlarsınız, konu komşunun, dost akrabanın davullu düğününe bile gitmek istemezsiniz.

lisedeki hocanin sapik cikmasi

türkiye'de nadir görülen bir durum. oysa abd' de yaşayan asosyal, özgüveni kayıp ya da fantezi peşinde koşan, azgın (şuana kadar tv de çıkanlar için söylüyorum bana göre gideri olan) bayan lise öğretmenlerinin, bıyıkları yeni terlemiş tıfıl öğrencilerini " yeavrum gel sana şeker verecem" ayağıyla kandırıp, kukutella manyağı ettikleri çok görülmüş, duyulmuştur.

sirinlerin ibne oldugu gercegi

şuana kadar yalnızca bir ibnenin kabul ettiği gerçek. ibne olmadıklarını, ancak bu denli komünal yaşamı benimsemiş bu şirin arkadaşların grup sevdalısı olduklarından endişe etmiyor değilim. her işte bir imece, bir birlikte yapalım, birlikten kuvvet doğar anlayışı bir süre sonra ister istemez "grupçu mu lan bunlar" dedirtiyor. grup falan deyince bak şimdi kıllandım, ya şirin baba da grubun içindeyse; eyvah ki ne eyvah: grup + mature olur. ya ben onları böyle hatırlamak istemiyorum, derhal çamaşır suyu ile silin lan yazdıklarınızı.*

gol yemem beypazari kurusu tabii ki yerim

bir zamanlar rüştü rençberin oynadığı sörf reklamının yandan yemişi bir slogan

cookplus.com

ağırlıklı olarak mutfak araç gereçleri satılan yeni bir e-ticaret sitesi.
internette araştırınca karaca group'a ait olduğuna dair bilgiler var ancak sitede bu bilginin doğruluğunu teyit eden bir ibare yok. tasarım ve sipariş sonrası kargoloma süreci (7 günde kargo mu olur demeyin, oluyormuş), fiyat etiketlendirmeleri bakımından her ne kadar müşteri temsilcisi kabul etmese de private shopu andıran bir yapısı var.
alış veriş sonrası değerlendirmem:
sık sorulan sorular kısmında "siparişleriniz, banka onayı alındıktan sonra 2 iş günü (pazartesi-cuma) içerisinde kargoya teslim edilir." denilmekte buna tezat bugün verilen sipariş bugünden sonraki 7. günün bitiminde kargoya verilir (bende öyle oldu). hakkını vermek lazım: mutfakla ilgili bazı araç gereçler uygun fiyata satılıyor, bir de 50 tl üzeri ürünlerden kargo ücreti alınmıyor.

edit: alış veriş yaptığım sırada şikayetvar.comda şikayet yoktu, 1 hafta içinde 9 şikayet olmuş, benim ürün yarın kargoya verilecek (mi emin değilim, tutuştum)

tatliskom

irite edici bir isim ya da zamir. ne tatlıcıya gider ne sevgiliye. bu ismi duyan insanı yaşamdan soğutma sebebidir.

limango

nihayet tek kargo olayına girmiş ya da bana öyle demiş private shopping sitesidir. şu sıralar bkm expres ile yapacağınız 50 tl ve üzeri alış verişe 15 tl indirim yapıyormuş.

sozlugun kepenklerini indirmek

şu hayatta insan nelerden vazgeçmiyor ki sözlükten vazgeçmesin. calamity yazdıklarında sonuna kadar haklı. öyle bir an geliyor ki bırakın yazmaktan keyif almayı, zamanla okunmaya değer bir şey yazılmadığından okumaktan bile keyif alamaz hale geliyor insan. hasılı, kepenk kapatıldı mı acaba? diye arada bu sokaktan geçmekten öte bir şey kalmıyor geriye... "keşke"li cümleler kurmak nafile, farkındayım. dilerim yine yeşillenir fındık dalları, eskiden buraları dutluktu geyiği yaparız ibnelere inat***

keyif verici maddeler

para, en keyifsiz anda bile keyfini fuller.
benzin, fiyatı düştükçe, depoyu doldurdukça o kokunun verdiği keyif artıyor.
kahve.

bizi 7.2 yikmadi t.c nin ne haddine

<bkz: provokasyon>

murat bardakci

tarihin arka odasından girip yatak odasından çıkan zattır. okulda tarih adına öğrendiğim onca güzel bilgiyi tazelemek adına ve hatta zat-ı şahanelerinin bilgi birikiminden faydalanmak adına gece saatlarce ızdırapla (sebebini aşağıda anlatacağım) izlediğim programından (ki 3 hafta dayanabildim) deyim yerindeyse kayda değer bir şey öğrenemediğimle birlikte vakti zamanında okulda öğrendiklerimin de murat bey sayesinde sağırlaşmasıyla ve yerini osmanlıdaki hamam tasının nakkaşından, boncuğun hangi diyardan geldiğinden, atın eğerinin bilmem kaç tane boncukla süslendiğinden müteşekkil bir hal almaması adına kendisine gıyabında teşekkür edip bildiklerimi korumak adına programı izlemekten vazgeçtim. bilmek ve öğrenmek için iyi bir kaynak arıyorsanız o kaynak murat bardakçı değil kitaptır.
alakasız da olsa: "kitap gibi hatun" vardır ama kitap gibi erkek yoktur*

ızdırabın sebebi: murat bey'in nasıl bir yapısı varsa artık, sanki ilkokulda hiç kız arkadaş edinemeyen, kız arkadaş edinmek için sataşan gürbüz çocuklar gibi; programdaki kızcağızları (eskiden pelin, şimdilerde selin) sözlerini keserek, bazen çemkirerek, bazen de alenice aşağılayarak, "böyle bir kitap yazılmamıştır, yazıldıysa da ben yazdım" minvalinde şişkin egoyu gözümüze gözümüze sokması, tevazu denen olgunun kendisine uğramaması programı izlerken çektiğim bütün ezaların sebebidir.

hakan mericliler

yalan dünya dizisinin çağatay'ı 29 ocak 1968 izmir doğumlu oyuncu.dokuz eylül üniversitesi tiyatro oyunculuk bölümü mezunudur.

nokia 808 pureview

41 kere maşallah tadında komik bir telefon olduğunu düşünüyorum. a.q sanki baskı işlerinde cep telefonu kullanacakmışız gibi salak bir düşünceyle 41 megapixel özelliğinin yanı sıra dişe dokunur bilimum özelliklerle donatıp adeta notebook ayarında telefon üretip üstüne de hala symbian işletim sistemi kuran nokia firmasını ayakta sikiyorum. hangi beyni sikik mühendis tarafından symbian kullanımı önerildiğini de merak etmiyor değilim.

red hack

ankara emniyet müdürlüğüne giden ihbar belgelerini ele geçirip, kendi sitelerinde yayımlayıp, ankara emniyet müdürlüğü'nün resmi web sitesini çökertmiş kızıl hackerlar grubudur. sabah saatlerinde ve 5 dakika öncesine kadar web sayfaları olan http://www.kizilhack.org/ adresinden deşifre ettikleri ihbar belgelerine ve siteye erişim sağlanabiliyorken an itibariyle tib tarafından, ankara sulh cm' nin 27/02/2012 tarih ve 2012/253 sayılı kararı gereğince idari tedbir sebebi ile erişimi engellenmiştir.


kaynak:
http://www.radikal.com.tr/...d=1080108&categoryıd=77

edit: taze gelişme

hack girişimi ile ilgili ki merak edilen bir kaç sebebin açıklığa kavuşturulması adına, kendi sitelerinde "zorunlu bir açıklama ve bilgilendirme.!" başlığıyla yapmış oldukları açıklama metni yer almaktadır. siteye erişimeyen meraklı kitle için harfiyen aktarıyorum.

----- spoiler -----

dostlar yoldaslar,
daha oncede belirttigimiz gibi eylemimiz insanlari zor duruma sokmaktan çok ulkemizde bir gelenek halini almis "ihbarcilik" kulturune dikkat cekmek, "yeter" demek, hemde "zaten bize ait olan bilgiyi" kamuyla paylasmakti.


fakat ne yazikki bilgisayarlarinda "tonlarca" korsan program barindiran ankara emniyeti bu "hacklenme olayiyla" ilgili basina verdigi demeçlerde "bize karsi" hem "failleri bulma" hemde sitemizi erisime kapatma girisiminde olduklarini -hicte sasirmamis bir sekilde- ogrenmis bulunuyoruz! ayrica emniyet muduru yaptgi ayni aciklamada "zaten gizli belge degil bunlar" demis.. eh bizde emniyet muduru'ne katiliyoruz! yurdumuz oyle bir hal aldiki, kim kck'li kim ergenekoncu kim darbeci belli degil ve sermaye sahiplerinin tepsilcisi olan belirli klikler ellerindeki gucude kullanarak islerine gelmeyenleri "acik acik" sucluyorken, ihbar ediyorken bizim yayinladiklarimiz "gizli" olabilirmi? 1970, 80 ve 90'da bu filmi gorenler icin "hicte gizli" degil bizce..zaten masum insanlarin "orgut paketlerine" alinarak "her eve bir mahkum kampanyasinin" ayan beyan duzenledigi ulkemizde yayinladiklarimiz nasil gizli olabilirki, 5 yasindaki cocuk biliyor ne oldugunu degil mi?

simdi soruyoruz bu mudur'e;, "eger tarafimizca ele gecirilen belgeler gizli degilse neden suç unsuru kabul edilerek sitemiz kapatilmaya calisiyor ve bizler kriminalize ediliyoruz?" eger ortada gizli bir belge yoksa sitenizede bir zarar verilmediyse "kendinizi yargic yerine koyarak" sitenin kapatilmasi icin aninda "sansur" olayina basvurmanizdaki mantik nedir o vakit? yok eger suc unsuru var ise, o zaman ne diye acik acik "hacklediler bizi napalim yahu helal olsun komunistler iyi calisiyor" demiyorsun? ;) yani "mudur" dedigin hulusi kenter misali az babacan olur da onuda goremedik sende.. ;) eh o babalik duyguysunu kaybetme olayiniz ta akademiye dayaniyordur ya, uzgunum simdi psikolojiye giremeyecegiz..
cok durustsen bilgisayarlarin ve sistemin birton "korsan" yazilimla dolu, eger cok "adaletten yanaysan" kendini savciliga verip "korsan yazilimdan" dava actirmali hatta ankara.pol.tr adresinide korsan yazilima destek verdiginden dolayi kapatirmalisin. ama nerde sende veya sizde oyle adalet! seriatin parmagi yalnizca baskalarini kesiyorsa sizin iciniz acimaz ve adalet vardir! size ulasan "sacma" ihbar dilekcelerin karsiliginda "hadi be dalgami geciyorsun" diyeceginize "ciddiye alip" ugrasmanizdan bu toplumun neden bu halde oldugu ortadadir! size atilan bdp veya odp veya tkp veya tgb , yuruyus dergisi, saadet partisi, chp vb ihbar mailleri ile ilgili "kufur ve hakaret " dolu ifadelerle yapilan ihbarlarin sahiplerine yonelip "arkada$ sen bir siyasi poarti ile alakali nasil bunlari dersin" diyeceginize, "ben muhbirim ve felankes parti icinde calisiyorum" diyen adama "yahu sen ne hakla legal bir parti icinde kafana gore ajanlik yaparsin dumbuk" diyeceginize, "bu kurtler yine azitti" diye size basvuranlara karsilik "ilgileniyoruz" turunden cevap atacaginiza "sen nasil irkcilik yaparsin ahmak adam" demeliykeniz, bizlere kiziyorsunuz!
yani sizlerin yukselttiginiz fa$izminize kafa tutan bizlere.. sinmeyen ve cesurca gercekleri halka anlatan, "yahu kavga etmeyin ihbarcilik yapmayin kardes olun" diyen bizlere kiziyorsunuz, "kardes halklara irkcilik yapanlari teshir eden" ve "sizin yapamadiginiz gorevi" mecburen yapan bizlere kiziyorsunuz!
sana bu sorulari sorduk mudur! sende kendine sorarsin umariz!


her neyse, burjuvazi tarafindan yapilan her kavga daveti kabulumuzdur! yakalanmaz degiliz, yakalanabilirizde ama bu onurlu insanlik savasimizda odeyecegimiz bedellerden sadece biridir! kim bedel odemeden zafer kazandiki biz o hayale kapilalim! hangi dogru hemen anlasildiki biz hemen anlasilmayi bekleme maceraciligina kapilalim? 100 yil once seytan icati diyerekten "ta$ladiklari" ampulu simge edinenlerin bizi hemen anlayisla karsilayacaklarini zaten beklemiyorduk! (artik yuz yil sonra anlarsiniz "millet sadece kendini dusunuken" bu genclerin neden suan bunla ugrastigini!) biliyoruz ki biz gitsekte bu mucadele surecektir cunku "birimizi durdurabilirler fakat hepimizi asla!" o yuzden bosuna tehdite gerek yok, boylesi icraat gormeyi ve gostermeyi tercih ederiz..


son olarak sitemiz kapatilabilecegi icin twitter ustundende takip etmenizi rica edecegiz! twitter hesabimiza buradan ulasabilirsiniz! bu sayede "yeni sitemizden" haberdar olabileceksiniz .]


ayrica bir cok destek mailiniz elimize ulasmistir! bu mailler arasinda cesitli "istihbarati bilgiler" veren ve "ellerindeki gizli belge ve dokumanlari bizlerle ve dunyayla paylasmak isteyenler" vardir! bu anlamda bizimle "bilgiyi yayma" mucadelesine katilinmak isteniyorsa, ellerindeki "saglam" verileri bize gondermeleri gerekmektedir! buradan bizlere ulasabilirsiniz!


eylemimiz devam ediyor, dokumanlari yuklemeye devam edecegiz! bu eylemde bize destek olan basta muhalif basin olmak uzere, sansursuz haberimizi yapan basin ve yayin kuruluslarina, devrimci demokrat aydin yurtsever dostlara ve kurumlara, her turlu sansure ragmen bikmadan usanmadan haberimizi yayan otekiler ailesine, sozluk ve forum camiasina e ezilen cilekes, fedakar halkimiza tesekkurlerimizi sunar devrimci proleter selamlarimzi iletiriz!
gucumuz birligimizden gelir!

redhack basin burosu adina m.

----- spoiler -----

son darbe 28 subat

m. ali birand' ın son belgesel eseridir. an itibariyle 4. bölümünü ürpererek izliyorum, kanım dondu, isyan edecek raddeye geldim, 1995 yılında gazi katliamı ile ilgili yaşananların bu ülkede faşist iktidarın ve zavallı iktidar ortağının gazide alevi vatandaşların göz göre göre ölmelerine gık çıkaramamaları, ölenlerin öldükleriyle kalmaları, polis ve asker tarafından kasten ve bilerek öldürülen vatandaşların, cesetlerinin yerlerde sürüklenerek çöpe atılmaları ve daha insalığa sığamayacak, nice nice yaşananların neler olduğuna dair detaylı bir belgeseldir. bütün bunlar yazarak anlatılamaz ancak izlenerek anlaşılır. izleyin, izletin...

uyumayi yasamaktan daha cok istemek

çoğu zaman uykucu, tembel, bezgin, garfield gibi nitelikli sıfat ve zamirlerle anılmanızı sağlayacak yaşam tercihidir. bu anlamda benim pirim bezgin bekirdir. ha bir de belirtmek isterim ki garfield benzetmesi de fena bir benzetme değildir*.

uyumayi yasamaktan daha cok istemek

<bkz: bezgin bekir>

kulak tuylerini cakmakla yakmak

askerde sıkça yapılan eylem, her yerde berber yok asker napsın.

yasamaktan yorulmak

gün boyu hiç bir iş yapmadığın halde, kös kös koltukta oturarak nette o site senin bu site benim gezerek, gazete okuyarak, 15 - 20 bardak çay içerek, gün sonunda eve gidince harbiden yoruldum dersin, tezattır ki çalışmadan yorulmuşsun ama gerçektir ki yorgunsun, zira hayat böyle böyle siker atar adamı ki bir an gelir yaşamaktan yorulursun. bu sebeple kanımca en büyük ilacı uykudur.